Ceylanpınar’ın Yaraları Sarılmadı…

Ceylanpınar Gazetesi'nden Abdurrahim Aydın ile Şafak Sağ'ın Özel Röportajı. Yaklaşık üç yıldır Suriye'de yaşanan savaşın Suriye topraklarında bulunan Rasulayn’ın hemen karşısında bulunan, Ceylanpınar’ı da en az Suriye kadar etkilemişti. Yaşanan trajediye bire bir şahit olan bu insanlar, en az Suriye kadar ağır bedeller ödediğini hepimiz şahit olduk, garip olan tarafı başka bir ülkenin sınırlarında yaşanan savaşın bizim ülkemizdeki yankılarının savaş ülkesi olan Suriye'deki yankılar kadar ses getirmemesi yada birilerinin bilinçli bir şekilde bu topraklarda yaşanan trajedinin ört pas etmesiydi.
Bu haber 2013-12-11 11:32:15 eklenmiş ve 1787 kez görüntülenmiştir.
Ceylanpınar Gazetesi'nden Abdurrahim Aydın ile Şafak Sağ'ın Özel Röportajı.

Ceylanpınarlı vatandaşlarından beş vatandaşın Suriye'den gelen mermi, roket ve şarapnel parçalarıyla ölmesi, yine bu topraklarda onlarca insanın  yaralanması, yüzlerce eve mermi ve şarapnel isabet etmesi en vahim olanların başında gelmektedir.

Anayasanın en önemli maddelerinden biri olan , devletin anayasal kurallar çerçevesinde yurdunu, milletini düşmanlara ve dış etkenlere karşı korumakken, vatandaşın can ve mal güvenliğini sağlayıp, vatandaşının huzur ve mutluluğu için gerekli tedbirleri almak gibi görev sorumlulukları yerine getirmediğini bire bir görüştüğümüz mağdur insanlardan dinledik..
BU EVLERDE HALA YAS VAR!
Mağdur ailelerden olan Şükrü kahraman ve İdris Akgül aileleri ile yaptığımız röportajda, yüreklerimizin dağlandığını, yaşananların  birileri tarafından ne çabuk unutulduğunu, her birimiz günlük yaşantılarımızı sürdürme telaşındayken  bu insanların evlerinde hala yas tutan birer evler olduğunu gördük.
DEVLET BİZİ UNUTTU!
Yolda ilerlerken yol boyunca sınırın karşı tarafında bulunan Suriye sınırı ile aramızdaki mesafeni ne kadar az olduğunu bir kez daha anımsıyorum, yüzümüze yapışan soğuk havanın ve bu alenin acılarına ortak olmanın verdiği hafif bir titremeyle varıyoruz cenaze evine.
Bizi rahmetli Şükrü Kahraman’ın 20 yaşındaki oğlu Mehmet karşılıyor, iki katlı evlerinin Suriye’ye bakan tarafındaki mermi izleri henüz tamir edilememiş, kırık camlar bu insanlara tuttukları yasın, unutur gibi olmadığını, acılarının henüz sarılmadı gerçeğiyle yüzleştiriyor.
Mehmet, babası Şükrü Kahraman ile aynı tarlada çalışırken ölmüştü, Mehmet’in titrek sesi yaşananların ne denli acı ocı olduğunu hatırladıkça, bir kez daha  şahit olduk..
MEHMET KAHRAMAN;
‘’Akşam saatleriydi sessizdi, iftar saatine kısa bir süre vardı, ben ve iki kardeşim babamın arkasında çalışıyorduk, babam önümüzdeydi, derken büyük bir patlama sesi duyduk, hepimiz yere yattık, kardeşimin kanlar içinde olduğunu gördüm, ne yapacağımın şaşkınlığı içindeydim, kolumun da kanadığını gördüm ama hissetmiyordum. Babamı aramaya başladık, babamı gördüğümüzde yüzüstü yerdeydi, kanlar içindeydi, etraftaki keskin barut kokusu genzi yakan bu havada, ne yapacağımı bilemez durumdaydım’’.
‘’Ve Babam öldü!’’
Mehmet’in askerden gelişi henüz bir buçuk  ay olmuş, bizlere sandalye getirmek için koşuştururken fark ettim sektiğini, ne olduğunu sorduğumda ise başlıyor anlatmaya..
DEVLET BİZİ UMURSAMIYOR!
‘’Ben askerden geleli bir buçuk ay oldu askerde topçuydum, bana yedi yüz kiloluk bir top mermisini taşıtmaya kalktılar, bunun taktiğini yöntemini göstermeden, başımıza yetkili bir komutanımız da yoktu ve ayağıma düştü, askeri hastanelerde bir süre tedavi edildim ama tedavi pek yanıt vermedi, uzun bir süre ayağımda platinlerle dolaştım, gittiğim hastanelerde pek bir ilgi görmedim ve hala canım yanıyor. Ben ve kardeşlerimin hiç bir sosyal güvencesi yok, parayla hastanelere gidiyoruz ve sahiplenmiyoruz’’.

Mehmet hem yaşadıklarından hem de havanın verdiği soğukla titriyordu, keşke yaşadıkların tekrar anım satmamak için gelmeseydik buraya diye aklımdan geçirdim ama birilerinin bu insanların yaşadıkları zorlukları duyurmalıydı diye teselli ettim kendimi.Ve devam etik .
‘’BİZ BU ÜLKENİN ÜVEY EVLATLARI MIYIZ’’?
Mehmet'in pantolon paçaları ıslaktı, nedenini sorunca;’’biz tarlada sulama yapıyoruz babam gidince bütün işi biz yapmak zorundayız dedi’’ Tarlanızın olmasına sevindim demeye kalmadan, Mehmet;’’ yok abi bu yirmi dönümlük tarlanın sadece on dönümü bizim diğer on dönümünü kiraladık, bu şekilde ancak geçimizi sağlayabiliyoruz, biz beş kardeşiz annem de var, iki ablam var, ablamın  biri ana okulunda ücretli öğretmenlik yapıyor, babam sağ iken nakliyecilik yapardı, o öldükten sonra ‘’demeye kalmadan bir diğer ablası giriyor lafa’’  bize bu gün Kaymakamlık tarafından  gelen mektupta, sadece terör mağdurlarının şehit statüsüne tabi tutulduğu, babamızın şehit olmadığı yazıyordu, oysa babamız şehit, bunu onlar da biliyor ama bahanelerle bizleri geçiştiriyorlar.’’
Mehmet'in Anneannesi katılıyor sohbetimize;
 ‘’Merak ediyorum bu yaşananlar batıda bir yerlerde yaşanmış olsaydı devletimiz hala böyle duyarsız kalırmıydı? Bizimde çocuklarımız vatani görevlerini yapıyor, bizler de vergilerimizi ödüyoruz ama bizlere yapılan bu üvey evlat muamelesini neden’’?diye soruyor. Bir süre sessiz kalıyoruz yaşananları iliklerimze kadar hissederken, devam ediyoruz...
‘’KARDEŞİMİN VÜCUDUNDA ŞARAPNEL PARÇALARI VAR’’!
Mehmet'e annesini ve kardeşini sorduğumuzda; ‘’Onlar Diyarbakır'a gittiler buradaki hastanede çok yetersiz doktor yok, varken yüzümüze bakmadan ilaç yazıp gönderiyor kardeşimin vücudunda tarlamıza atılan roketten seken şarapnel parçaları var, ben geceleri ağrılardan uyandığına şahidim, babamızın yasını bile tutamayacak duruma geldik çektiğimiz acılardan, SGK’mız da yok, devlet bizde açtığı yaraları deşmeye devam ediyor’’.
KAYMAKAMLIK BENİ DÜŞMANLARIMLA AYNI İŞE KOYDU!
‘’Mehmet;’’Biz bu acı olayı yaşadıktan sonra Kaymakamlık beni Sadakataş Derneği adı altında çadır kentte kalan mültecilere hizmet veren bir ekmek fabrikasında asgari ücret karşılığında işe yerleştirdi, orada her gün Suriyeliler ile kavga edecek duruma geliyorum, çünkü onlara her baktığımda babamı anımsıyorum, onlar yüzünden bunların başımıza geldiğine inanıyorum ve devlet beni onlara yine de hizmet ettiriyor, yine de ihtiyacımız olduğu için çalıştım ama üç gündür işe de çağırmıyorlar çünkü iş durmuş durumda’’..
DEVLET BİZE 25 BİN TL VERDİ AMA...
‘’Bize ilçe sosyal yardımlaşma kurulu tarafından 25 bin lira verildi ama bizim buraların adetlerini bilirsiniz günlerce taziyelerimiz yapılıyor, şehir dışından her yerden insanlar geliyor ve yatılı kalıyorlar yemekler, mevlitler verilir ihtiyaçlar karşılanır, bize verilen bu parada ancak bu masraflara yetti ‘’. Biz konuşmamızı sürdürürken bir arabanın geldiğini fark ettik, Mehmet'e kim olduklarını sorduğumda ise üzgün ve ezik bir ifadeyle alacaklılar abi diye cevap verdi...
VALİ BEY BİZİ KANDIRDI!
‘’Vali Bey de  bizi kandırdı’’ diyerek devam ediyor Mehmet konuşmasına;’’Vali bey  taziye ziyaretimize geldi bir sürü vaatte bulundu ama hiç biri yerine getirilmedi ve bir daha uğramadı, vaatlerinden biri valilik tarafından bizlere 50 bin liralık yardım edileceğine dairdi ama yapmadılar ve bizi acılarımızla baş başa bıraktılar, bir angajman kuralı deyip duruyorlar başka bir şey yok, bizim devlete inancımız kalmadı’’!
BİZ MAĞDUR EDİLDİK!
Mehmet;’’Ben bu ülke için vatani görevimi yaparken sakat bırakıldım ve sahip çıkılmadım, babam ve diğer ölen insanları bu ülke  koruyamadığı için parçalanarak öldüler, kardeşim Ahmet‘in hala ayağında şarapnel parçası var, hiç bir sosyal güvencemiz yok, annemin kardeşlerimin ruh hali, psikolojik durumları iyi değil, kapı çarpmasından bile hepimiz ürküyoruz, yerlere yatıyoruz ...
ÇOK ŞEY İSTEMİYORUZ...
Bizler sadece sahiplenmek istiyoruz, bizler uçurumdan aşağı düşerken bu ülkenin elimizi tutmasını istiyoruz.Biz babamızın şehit statüsüne tabi tutulmasını istiyoruz..Biz kardeşlerimizi okul masraflarının karşılanmasını istiyoruz...Biz annemize bizden sona kendine bakabilmesi için aylık bağlanmasını istiyoruz. Şimdi soruyorum sizlere çok şey mi istiyoruz’’?
ETİKETLER :
Yorumlar
Adınız :
E-Mail :
Başlık :
Yorumunuz :
Güvenlik :
Değiştir  
Toplam 0 yorum. Tüm yorumları okumak için tıklayın.
Diğer RÖPORTAJ haberleri
Köşe Yazarları
 ‹ 
 › 
E-Mail Bülten Kaydı
Döviz Kurları
Arşiv Arama
- -
Anket
Sizce Ceylanpınar'ın en büyük sorunu nedir ?
HEPSİ
SOSYAL ALANLARIN EKSİKLİĞİ
MESLEK YÜKSEK OKULU
ALT YAPI
YENİ HASTAHANE
TAPU
EĞİTİM
İŞSİZLİK
Image and video hosting by TinyPic
ceylanpinargazetesi.com
© Copyright 2013 SorBaran. Tüm hakları saklıdır. Bu site Gazi SOFT haber yazılımı alt yapısı ile yapılmıştır.
facebook/ceylanpinargazetesi           twitter/gazetesi_c              
mail: ceylanpinargazetesi@mynet      tel:0 414 471 40 19
canlı bahis sex hikaye adana escort bayan gaziantep escort